Written by 12:17 Makaleler

Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de Kadın Hakları – II

19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında kıvılcımlarını gördüğümüz kadın hareketleri Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sebebiyle azalmaya veya yön değiştirmeye başlıyor. Edebiyatın ve doğal olarak günlük tartışmaların savaş, kurtuluş ve ülkenin geleceği gibi konulara yoğunlaştığı bu dönemde kadınların gündemi de farklı değil. Kadınların toplumdaki yeri ve eğitim gibi temel haklarının tartışıldığı savaş öncesi dönem kadının “kadın” olarak yaşadığı sorunu ele almıyor, kadının ailedeki “eş ve anne” rolü üzerine tartışmalardansa toplumdaki rolü ve yararı üzerinde duruyor. Savaş sonrası dönem de bundan çok farklı olmuyor. Savaşın bitişi ve Cumhuriyet’in ilanıyla kadınlar kamusal alanda kadınlarla ilgili taleplerini tekrar tartışmaya başlıyorlar. Kadının vatandaş olarak hakları ise tartışmanın ana konusu oluyor.

Cumhuriyetin İlk Yıllarında “Türk Kadını”

Cumhuriyetin kadın tasavvuru aslında kurucu liderlerin “yeni Türkiye” imajını dünyaya yansıtmak için bulunmaz bir fırsat oluyor. Bu dönemde birçok kadın “yeni Türk kadını”nı tanıtmak ve sergilemek için uluslararası konfernaslara gönderiliyor. Zaten Osmanlı’nın son dönemlerinde yaygınlaşmaya başlayan “anne, eş ve milleti eğitmekle yükümlü kadın” modeli cumhuriyet döneminde de oldukça kullanılıyor. Bu dönemin Osmanlı’dan farkı ise din ve milliyetçilik özelinde açıklanabilir. Dinin toplumsal hayattaki etkisini minimuma indirmeyi ve “millet” tanımını da bu bağlamda değiştirmeyi amaçlayan kurucular özellikle “İslam öncesi dönemde Türk kadını” modelini tartışmaya başlıyorlar .[i] Örneğin Ziya Gökalp’in Türklüğün Esasları kitabından yapılan alıntılarla Türk kadının İslam’dan önce ne kadar özgür ve toplumdaki yerinin çok daha iyi olduğuyla ilgili bir diskur oluşmaya başlıyor.[ii] Modernleşme, ilerleme ve Batılılaşmanın yanında İslam öncesi “altın çağ”a dönme hayali de kadınların toplumsal alandaki statüleriyle destekleniyor. Ailedeki yeri “anne ve eş” olarak kısıtlanan kadın toplumsal alanda erkek ile eşit görülürken patriyarkal normların sorgulanması gibi bir durumsa zaten o dönemde söz konusu değil.[iii]

Cumhuriyet’in kadın hakları konusunda attığı en önemli adımlar ise 1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun ve 1930 ve 1934 yıllarında kadınlara tanınan seçme ve seçilme kanunları oluyor. Medeni Kanunla birlikte çok eşlilik ve tek taraflı boşanma kaldırılırken kadınlara boşanma, velayet, meslek seçme özgürlüğü ve mirasta eşitlik hakları sağlanıyor. Seçme ve seçilme kanunlarıyla birlikte ise kadınların vatandaşlık hakkı düzenleniyor. İlerleyen yıllarda da kadınların çalışma şartlarının erkeklerle eşitlenmesi ve iyileştirilmesi üzerine kanunlar düzenlendiğini görüyoruz.

Türk Kadınlar Birliği

Cumhuriyetin ilk yılları sivil toplum açısından zayıf bir dönem. Devletin modernleşme ve ilerlemeye yönelik programı otorite ve kontrol mekanizmalarının da çok sıkı çalışmasını gerektiriyor.[iv] Bu sebeple bu dönemde çok fazla sivil toplum örgütü gözlemlemek mümkün değil, örneğin Enver Paşa tarafından Birinci Dünya Savaşı sırasında kurulan Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslamiyesi 1926 yılında artık ihtiyaç olmadığı gerekçe gösterilerek kapatılıyor. Ancak o dönemde kadınların kurduğu ve kadınlarla ilgili olan bir topluluktan da bahsetmek mümkün. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte 1923 yılında Nezihe Muhiddin öncülüğünde Türk Kadınlar Fırkası kuruluyor. Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan daha önce kurulup tüzüğü, parti programı hazırlanan bu parti kadınların seçme ve seçilme hakkı olmaması sebep gösterilerek meşrulaştırılmıyor ve 1924 yılında Türk Kadınlar Birliği adıyla bir sivil toplum organizasyon olarak devam etmek zorunda kalıyor.

Birliğin temel hedefi kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması. Taleplerine gösterdikleri gerekçede de elbette ki Kurtuluş Savaşı’na atıfta bulunuyorlar. Kadınlar, savaş sırasında gerek cephede savaşarak gerek lojistik olarak sorumluluk alarak kurtuluşta emekleri oldukları için kurulan ülkenin yönetilmesinde de söz hakkı sahibi olmaları gerektiğini söylüyorlar.[v]  Halide Edip’in 1919 yılında Sultanahmet Meydanı’nda ve devam eden yıllarda birçok şehri gezerek yaptığı konuşmalar, Hafız Selman İzbeli’nin cepheye sağladığı destek ve birçok kadının savaşa fiziksel olarak katılması gibi örnekler vererek taleplerini sürdürüyorlar. 1930 ve 1934 yıllarında talepleri karşılık buluyor ve kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınıyor. Bu hakkın doğrudan alındığı veya verildiği ile ilgili bir şey söylemek pek mümkün değil. Devletin sivil toplum kontrolünün en yüksek seviyelerde olduğu bir dönemde talep dinlemek gibi bir derdi de olmadığı oldukça belli. Lakin böyle bir talep olmasa bu uygulama dünyanın geri kalanına göre bu kadar erken gelir miydi, bu da üzerine düşünülmesi gereken bir durum. Hem demokratikleşme hem modernleşme isteğini ve çabasını dünyaya kanıtlamak isteyen, yeni kurulmuş bir devlet için kadınların siyasal katılımının sağlanmasının iyi bir icraat olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz.

TKB 1935 yılında uluslararası bir konferans düzenliyor, seçimde meclise giren 17 kadın milletvekilini ve kadınlara tanınan hakları kutlama ve kadının toplumdaki yerini tartışma amaçlı. 40 ülkeden temsilcilerin geldiği bu konferans sonrası TKB, “seçme seçilme hakkının tanınmasından dolayı artık ihtiyaç kalmadığı” gerekçesiyle devlet tarafından kapatılıyor.

80 Darbesine Kadar Kadın Dernekleri

Türkiye’de 1935 yılından sonra 1980’li yıllara kadar gerçek anlamda “kadın”ı konuşan bir kadın örgütü veya derneği göremiyoruz. 1940’larda kadınlar tarafından kurulan dernekler genellikle sosyal yardımlaşma hedefli oluyor, 1970’lerdeki organizasyonlar ise dönemin keskin ideolojik ayrımında temeline “kadın”ı almak konusunda pek başarılı olamıyor.[vi] 1975’te TKP tarafından kurulan İlerici Kadınlar Derneği 15 bine yakın üyesi ve 35 bin baskı yapan “Kadınların Sesi” isimli dergisiyle en büyük gruplardan biri. Eşitsizlikleri daha çok sınıf temelinde inceleyen ve çözümlemeyi hedefleyen bu grup kendine “feminist” denmesini de istemiyor.[vii] MHP bileşeni olarak kurulan Ülkücü Hanımlar Derneği de ideolojik bir çerçevede kalıyor, 1980 darbesiyle iki dernek de kapatılıyor.

Daha organize ve büyük bir kadın hareketi ve örgütlenmesi ise 1980 darbesi sonrası Turgut Özal’la başlayan “liberalleşme” sürecinde başlıyor denebilir. Dünyadaki örneklerinden daha geç başlayan bu ikinci dalga, günümüz kadın hareketinin de temelini atmış oluyor. 1980 sonrası kadın hareketinin nasıl ve kimlerden oluştuğunu, taleplerinin nasıl değiştiğini ve ideolojik bölünmelerle nasıl farklı kollara ayrıldığını önümüzdeki hafta serinin üçüncü yazısında göreceğiz.


[i] Sirman, Nükhet. “Feminism in Turkey: A Short History.” New Perspectives on Turkey 3 (1989): 1–34. doi:10.15184/S0896634600000704.

[ii] Arat, Yeşim. “Toward a democratic society: The women’s movement in Turkey in the 1980s.” Women’s Studies International Forum, 17, no 2–3 (1994): 241-248. Accessed November 23, 2020. https://doi.org/10.1016/0277-5395(94)90030-2.

[iii] Arat, Yeşim. “From Emancipation To Liberation: The Changing Role of Women in Turkey’s Public Realm.” Journal of International Affairs 54, no. 1 (2000): 107-23. Accessed November 23, 2020. http://www.jstor.org/stable/24357691.

[iv] OS, Nicole. “Ottoman Muslim and Turkish women in an international context.” European Review, 13 no. 3 (2005): 459-479. doi:10.1017/S1062798705000578

[v] OS, Nicole. “Ottoman Muslim and Turkish women in an international context.” European Review, 13 no. 3 (2005): 459-479. doi:10.1017/S1062798705000578

[vi] See the report of Şirin Tekeli, “The Turkish Women’s Movement: A Brief History of Success” https://www.iemed.org/publicacions/quaderns/14/qm14_pdf/19.pdf

[vii] OS, Nicole. “Ottoman Muslim and Turkish women in an international context.” European Review, 13 no. 3 (2005): 459-479. doi:10.1017/S1062798705000578


Ekin Bayur

1995’te İstanbul’da doğdu. 2019’da Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Sabancı Üniversitesi Çatışma Analizi ve Çözümü yüksek lisans programında öğrenimine devam etmektedir.

Çatışma, Ortadoğu, feminizm ve din üzerine çalışmakta olup Gergedan Dergi’de bu alanlarda yazılar yazmaktadır.

(Visited 133 times, 3 visits today)
Close