Written by 08:22 Makaleler

Mumyanın Dönüşü: Mısır Ulusal Kimliği Üzerine

Ertuğrul Atlı

Mısır son aylarda gösterişli törenler, büyük altyapı projeleri, arkeolojik keşifler gibi çok farklı konulardaki gelişmelerle dünya basınında konuşuluyor. Elbette Ortadoğu gibi bir coğrafyada dev projelere ve özgüvenli siyasal söylemlere rastlamak hiç şaşırtıcı değil. Yine de Mısır’ın, bu büyük projeler ve onların tarihsel referanslarıyla şekillenen dönüşümünde özel bir anlam ve istikametten söz etmek yersiz olmayacaktır. Kültürel dayanakları kendi içinde tutarlı, tekrar eden ulusal anlatılarla bir imgeler evreninin kapısını aralayan bu “inşa” sürecinin, yalnız bayındırlık projelerinden veya tesadüfen birbirini takip eden ışıltılı gösterilerden ibaret olduğunu varsayamayız. İnşa edenler, Mısır’ı ve Mısırlıları yeniden Arap dünyasının merkezine taşımayı ümit ediyor. Mısır’ın İslam öncesi tarihine yapılan atıflarla ve bölgesel dış politikada dikkat çeken manevralarla şekillenen bu süreçte -belki de bir zorunluluk olarak- Mısırlı Arap kimliği de yeniden tanımlanıyor.

Bu bağlamda Mısır siyasi elitinin uygulamaya koyduğu toplum projesinin, bugün ülkenin karşı karşıya olduğu iki sınamayla doğrudan ilintili olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan ilki, toplumda 2011 yılından bu yana derinleşen fay hatları ve ekonomik sorunlarla sarsılan ortak kimlik bunalımıdır. İkincisi ise dış politikada bölgesel krizlerin ve küresel belirsizliklerin Mısır için güvenlik, ekonomik ve çevresel boyutlarıyla ifade ettiği ‘tehlike’lerdir.

Mısır’ın Kimliği

19. yüzyılda askeri modernleşme, 20. yüzyılda sömürge karşıtı savaş, pan-Arabizm ve milliyetçilik deneyimiyle Mısır; “ulus inşası” tartışmaları için en elverişli Ortadoğu ülkelerinin başında gelmektedir. Mısır’ın ulusal kimliği bu süreçte yarı modern bir siluete bürünmüş, coğrafî ve dinî mirasını araçsallaştırarak konjonktürel değişimler geçirmiştir. Dinî miras konusunda, El Ezher’in “naklî ilimler” alanında MS 1. yüzyıla uzanan tarihi ve inançsal etkisinin bu ulusal kimliğin kurucu unsurlarından olduğu akılda tutulmalıdır. Yine MS 1. yüzyılda Hristiyanlığa geçen ve 5. yüzyıldan itibaren dünya Hristiyanlarından ayrılan Kıptî Ortodoks Kilisesi ile cemaati, ülkenin taşıyıcı kolonlarından birini oluşturmaktadır.

Mısır seküler anlamda, Kavalalı Mehmet Ali dönemine uzanan modernleşme deneyiminden beslenmesi sebebiyle de Arap dünyasının diğer devletlerinden ayrışmaktadır. Modern Mısır’ın ulusal kimliğinin temelleri; Kral Faruk dönemi Wafd Partisi hükümetleri, İngiltere karşıtı bağımsızlık hareketi, Hür Subaylar Darbesi ve Nasır döneminin diyalektik senteziyle bir “üçüncü dünya” ülkesi olarak atılmıştı. Ülkenin Soğuk Savaş’ta Bağlantısızlar Hareketi’nin önde gelen ülkelerinden biri olması da bu kimliğin tamamlayıcı bir unsuru olmuştur. Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek dönemlerinde Nasır rejiminin ruhunu temsil eden ritüel, sembol ve değerler saklı kalmak kaydıyla bu “üçüncü dünya”cılık; yerini Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki en önemli müttefiki olmaya bırakmıştır. Bu stratejik davranış, hem bölgede hem de uluslararası ilişkiler disiplininde önemli bir türbülans etkisi yaratan 2011 Arap Ayaklanmalarına dek sürmüş ve Mısır Arap Cumhuriyeti’nin kimliğini belirlemiştir.

Yeni Ortak Kimliğin Kaçınılmazlığı

2011 Ayaklanmalarının sebep olduğu iktidar krizlerini burada tekrar etme gereği görmüyoruz. Zira konuyu daha önce iki ayrı makale[1] ile tartışmıştık. Ancak Mısır özelinde Müslüman Kardeşler iktidarının sosyopolitik ve jeopolitik anlamda statükoyu koruma veya yeni bir düzen kurma anlamındaki kapasite eksikliği; Arap dünyasının kalpgâhında geleneksel siyasal öznelerin yeni/yenilenmiş tehdit algılamalarına yol açmıştır. Kıptîlerden radikal İslamcılara uzanan geniş bir yelpazedeki bu özneler (entiteler); Zygmunt Bauman’ın tabiriyle “eskinin iyi toplum ütopyalarından günümüze kalan son yadigâr” olan cemaatlerine, öz kimliklerine tutunmuşlardır. İşte Abdülfettah el-Sisi yönetiminin karşı karşıya olduğu birinci sınama da bu olmuştur.

Bir yandan Sina Yarımadası’ndan gelen IŞİD tehdidini, bir yandan da marjinalleştirilen Müslüman Kardeşler’i güvenlik politikalarını sürdürmek için araçsallaştıran Sisi; 2017 yılında Kıptileri hedef alan kanlı bir terör saldırısının ardından olağanüstü hâl ilan etmişti[2]. Bu olağanüstü hâl, anayasa gereği her üç ayda bir parlamento tarafından yenilendi ve sonuncusu Temmuz 2021’de olmak üzere toplam 18 kez farklı gerekçelerle uzatıldı. Ekim ayına gelindiğinde ise ülkede olağanüstü hâlin yürürlükten kaldırılması[3] yeni bir dönemin işaretçisi oldu. İktidarının 8. yılını devletin zor aygıtlarını kullanarak geçiren Sisi yönetimi, kültür ve kimlik eksenli yeni bir politik hat çizmeye başladı. Bu hattın ihtiyaç duyduğu sembol ve ritüelleri bulmak da hiç zor olmadı. İslam öncesi -aynı zamanda Osmanlı öncesi- Mısır’ın ev sahibi olan Antik Mısır Medeniyeti bütün ihtişamı ve güzelliğiyle Nil deltasının çevresinde uyuklamaktaydı. Şimdi Mısır’da resmî milliyetçilik için mesele Benedict Anderson’un tabiriyle bu rastlantıyı yazgıya dönüştürmekteydi[4].

Rastlantıyı Yazgıya Dönüştürmek: Peki Nasıl?

Antik Mısır Medeniyetini yeniden ikonlaştırmak, Mısır’ın bir süredir karşı karşıya olduğu ekonomik krizlere çare olarak görülen turizmi de canlandırmayı vaat ediyordu. Bu nedenle arkeolojik bulgulardan müze açılışlarına kültürel mirası canlandıran her bir gelişme, dünyanın ilgisini çekecek şekilde büyük bütçeli gösterilerle kutlandı.

Bu gelişmelerin öncülüğünü Kahire’nin kalbi Tahrir Meydanı’ndaki bir düzenlemenin yaptığını söylemek yanlış olmaz. Şubat 2020’de Kadeş Anlaşması’nın hükümdarı Büyük (II.) Ramses obeliski Tahrir Meydanı’na yerleştirildi. Bu düzenlemeyi takip eden törenlere kıyasla sessiz sakin gerçekleştirilen bu değişiklikle 19 metre yüksekliğinde ve 90 ton ağırlığındaki obelisk, meydandaki diğer estetik düzenlemelerin bir parçası olarak kent meydanına tarihî bir görünüm kazandırıyordu[5]. Yaklaşık 10 milyon dolar harcanan Tahrir’in restorasyonu, meydanı bir açık hava müzesine çevirirken muhalifler tarafından farklı yorumlandı. 25 Ocak devrimine katılan Mısırlılar düzenlemeyi, “2011’in bütün izlerini silmek” ve “olası bir toplumsal harekette meydanı göstericilere kapatmak için bahane oluşturmak” şeklinde yorumladılar[6].

Nisan 2021’de 18 kral ve 4 kraliçenin mumyasının taşınması ise bütün dünyanın canlı seyrettiği unutulmaz bir gösteriye dönüştü.  “Firavunların Altın Geçidi” olarak adlandırılan törende mumyalar, Tahrir Meydanı’nda bulunan neo-klasik Mısır Müzesi’nden yaklaşık 6 kilometre güneyde bulunan Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi’ne taşındı. Milyonlarca dolar harcanan geçit töreni 45 dakika sürdü. Mumyalar, taşınma öncesinde 15 gün süren bir hazırlıkla oksijenden arındırılmış nitrojen odalara konuldu. Geçit törenine filarmoni orkestrasının özel konseri, antik Mısır kostümleri taşıyan binlerce figüran ve 100 şarkıcının Arapça performansları eşlik etti. Mumyaları, Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi’nde Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi 21 pare top atışıyla karşıladı[7]. Sisi; Mısır Turizm ve Antik Eserler Bakanlığı’nın koordinasyonunda çekilen filmde de bir anlamda başrol oynuyor, bütün bu organizasyonun mimarı olarak boy gösteriyordu[8]. 2 saat 10 dakikalık bu tanıtım filminden kesitler sosyal medyada da çok konuşuldu.

Kahire’deki Firavunların Altın Geçidi’ni andırmayacak gösterişteki ikinci bir tören de Luksor kentinde Koç Başlı Sfenks Yolu’nun açılışı sebebiyle düzenlendi. Antik Mısır’da inşa edilen 2,7 kilometre uzunluğundaki bu yol, Karnak Tapınağı ile Luksor Tapınağı’nı birbirine bağlıyor. Yolun özelliği ise binlerce sfenksle çevrili olması. Mısır Turizm ve Antik Eserler Bakanı El Enani’nin törendeki konuşmasında paylaştığı bilgilere göre arkeologlar yol üzerinde bulunan 250 koç başlı sfenksi ve 807 insan başlı sfenksi gün yüzüne çıkardılar. Bakan aynı zamanda bu sayının, antik yoldaki toplam sfenkslerin yalnızca üçte birine tekabül ettiğini ifade etti[9].

Mısır Firavunlarına yazılan şarkılar ve özel dans gösterileriyle 25 Kasım’da Luksor Tapınağı, Karnak Tapınağı ve Hatşepsut Tapınağı’nda eş zamanlı gerçekleştirilen açılış töreni yine bakanlığın youtube kanalında ve Mısır’ın başlıca televizyon kanallarında canlı yayımlandı. Törende Cumhurbaşkanı Sisi, yolun bir kısmını yürürken Bakan El Enani’den yolun tarihi ve arkeolojik çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Mısır hükümetinin kültürel mirasa ilişkin politikaları geçtiğimiz yıl gerçekleşen bu törenlerden ibaret değil. İçerisinde bulunduğumuz 2022 yılı, arkeoloji dünyasında merakla beklenen bir gelişmeye, Büyük Mısır Müzesi’nin açılışına sahne olacak. Tutankamun’un mezarının keşfedilmesinin 100. yıldönümüne denk getirilen bu açılış, aslında korona virüsü salgını gibi etmenler sebebiyle bir süredir erteleniyor. Kahire’nin güneyinde yer alan Gize semtinde inşa edilen müzenin temelleri 2002 yılında eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek tarafından atıldı. 500 bin metrekarelik arazisinden 2 km uzaklıktaki Gize piramitleri de görülebiliyor. 1 milyar dolar harcanan ve Aralık ayı itibariyle %99’u tamamlanmış olan Büyük Mısır Müzesi, açıldığında 100 bin tarihî esere ev sahipliği yaparak dünyanın en büyük arkeoloji müzesi olacak. Eski Turizm ve Antik Eserler Bakanı, mısırbilimci (ejiptolog) Zahi Havas, müzenin Kasım 2022’de açılmasının planlandığını açıkladı[10].

Sonuç

Mısır’da peşi sıra duyurulan arkeolojik keşifler, birbirini takip eden geçit törenleri ve müze açılışlarının, yeni bir ulusal kimlik tasavvurunu ortaya koyduğunu belirtmiştik. Bu tasavvurun tarihle iç içe geçmiş olması, David Lowenthal’ın belirttiği gibi izleri yok olsa dahi- her yerde ve her zaman hazır[11] bulunan geçmiş, aslında bugünün tercihleriyle şekil verilen yabancı bir ülkedir[12].

Tarihe başvurmak, resmî anlatının aksine, tarihsel manevi yükümlülüklerin değil, bugünün pratik ve somut ihtiyaçların bir sonucudur. Nitekim Mısır’da 2011 sonrasının ortak kimlik bunalımı da böyle bir ihtiyaca işaret etmektedir. Yeni ortak kimliğin “ötekilerinin” (Müslüman Kardeşlerin, IŞİD’in, “radikallerin”, “teröristlerin”…) toplumsal birlikteliğe yönelttiği tehditler ve buna eklenen ekonomik kriz, Mısır siyasi elitine tarihin yeniden canlandırılması için gayet somut gerekçeler sunmuştur. Böylece hiç de tesadüfi olmayan bir şekilde tasarlanan, antik çağdan alınarak canlandırılan imgeler, sembol ve ritüeller sanki Antik Mısır’la doğal bir sürekliliği yansıtıyormuşçasına sahneye konabilir. Oysa bu süreklilik doğası itibariyle bir tasavvur, bir kurmacadır. Eric Hobsbawm’a göre bu anlamıyla tarih, halkın hafızasına dayanmaz; “işi bunu yapmak olanlarca seçilir, yazılır, resmedilir, popülerleştirilir ve kurumsallaştırılır” [13].


[1] Temmuz Yiğit Bezmez ve Ertuğrul Atlı, “Mübarek’in Düşüşü”, Gergedan Dergi, 11 Şubat 2021.

URL: https://gergedan.press/mubarekin-dususu-9004/

Oğul Tuna ve Ertuğrul Atlı, “Mısır’da Mursi Parantezi ve Türkiye”, Gergedan Dergi, 3 Mayıs 2021.

URL: https://gergedan.press/mursi-parantezi-ve-turkiye-9362/

[2] BBC News, “Egypt declares state of emergency after deadly church attacks”, 10.04.2017.

https://www.bbc.com/news/world-middle-east-39548645

[3] Al Arabiya News, “Egypt’s President Sisi ends state of emergency for the first time in years”, 26.10.2021.
https://english.alarabiya.net/News/middle-east/2021/10/26/Egypt-s-President-Sisi-ends-state-of-emergency-for-the-first-time-in-years

[4] Benedict Anderson, Hayali Cemaatler, s.25-26.

[5] Egypt Today, “Ramses II obelisk installed in Tahrir Square”, 18.02.2020.
https://www.egypttoday.com/Article/4/81776/Ramses-II-obelisk-installed-in-Tahrir-Square

[6] Al-Monitor, “Cairo debuts revamped Tahrir Square”, 05.04.2021

https://www.al-monitor.com/originals/2021/04/cairo-debuts-revamped-tahrir-square

[7] Vogue, “Everything You Need to Know About the Star-Studded Pharaohs’ Golden Parade in Egypt”, 04.04.2021.

Euronews, “Egypt transports 22 royal mummies from Egyptian museum in special cere”, 04.04.2021.

https://www.euronews.com/2021/04/04/egypt-transports-22-royal-mummies-from-egyptian-museum-in-special-ceremony

[8] https://www.youtube.com/watch?v=0M9adks0rGU

[9] Ahram Online, “RELIVE: Egypt reopens Luxor’s Avenue of Sphinxes in spellbinding ceremony”, 26.11.2021.

https://english.ahram.org.eg/NewsContent/1/1238/443286/Egypt/Tourism/Live-Updates-Egypt-reopens-Luxor%E2%80%99s-Avenue-of-Sphin.aspx

[10] Al Ayn, “المتحف الكبير.. “أعجوبة” مصر للعالم في 2022”, 25.12.2021.

https://al-ain.com/article/great-museum-miracle-of-egypt-to-the-world-in-2022

[11] İngilizce: omnipresent.

[12] David Lowenthal, The Past is a Foreign Country, Cambrisge University Press, 1985, s.XV-XVII.

[13] Eric Hobsbawm ve Terence Ranger, Geleneğin İcadı, Çev. Mehmet Murat Şahin, Agora Kitaplığı, 2013, s.16.

(Visited 237 times, 1 visits today)
Close