Written by 11:00 Çeviri

SSCB Neden Dağıldı? – I

Tural Həmid yazdı, Leyla İsayeva Gergedan Dergi için Türkçeleştirdi.

Azerbaycanlı tarihçi Tural Həmid’in Azlogos’ta yayımlanan “SSRİ niyə dağıldı?” başlıklı makalesini Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Doktora Öğrencisi Leyla İsayeva’nın çevirisiyle sizlere sunuyoruz. İlk kısımda Həmid, Gorbaçov’un iktidara gelişini, yeniden yapılanma planını ve ilk reform girişimlerini ele alıyor. Keyifli okumalar dileriz.


Giriş

1960’lardan itibaren, Sovyet toplum hayatında sosyalizme yabancı unsurlar ortaya çıkmaya başladı. GSYİH büyümesindeki zayıflama ve ekonomik durgunluk Sovyet toplumunu etkilemeden geçmedi. Olumsuz eğilimler sosyal alanı ciddi şekilde etkiledi. Halkın ideolojik ve ahlaki değerlerinin kademeli olarak yok edilmesi başladı. Üretimde, sıradan işçilerin ve geniş halkın ihtiyaçları ve görüşleri dikkate alınmamaya başlandı. Sosyal bilimlerde skolastik teori teşvik edildi ve gelişti, yaratıcı düşünürler kendilerini sosyal bilimlerden uzaklaştırdı. İnsanlarda, eylem ve söylemdeki sloganlara karşı pasiflik ve kamuya güvensizlik gelişti. Kamu ahlakı bozulmuş; ilk beş yıllık planlar, Büyük Vatanseverlik Savaşı ve savaş sonrası rehabilitasyon yıllarında toplumda ortaya çıkan büyük dayanışma duygusu zayıflamaya başlamıştı. Değişim ihtiyacı sadece maddi yaşam alanında değil, aynı zamanda kamu bilincinde de ortaya çıkmıştı.

Kamu ahlakı bozulmuş; ilk beş yıllık planlar, Büyük Vatanseverlik Savaşı ve rehabilitasyon yıllarında toplumda ortaya çıkan büyük dayanışma duygusu zayıflamaya başlamıştı.

Reformlar, sosyalist toplumun acil ihtiyacının formülüne dönüşmeye başladı. 1980’lerin başında, SSCB’deki krizin belirtileri zaten görünürdü. Ülke, modernleşmenin getirdiği yeni ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı. Gorbaçov’un iktidara gelmesi, halkın Sovyet sisteminin yeniden düzenlenebileceği konusunda iyimserlik yarattı. İlk kez, Gorbaçov’un yeniden yapılanma fikri Aralık 1984’te yaptığı konuşmada dile getirildi. (Yeniden yapılanma fikri) ilk kez sunulduğunda, ne olduğu henüz tam olarak belli değildi. İlk başta sadece bir yaşam tarzı değişikliği gibi görünüyordu. Sovyet halkı, Gorbaçov’u yıllarca gerontokratik devlet başkanlarından sonra ilk kez enerjik, görünüşte akıllı bir lider olarak gördü. SSCB KP Merkez Komitesi Genel Sekreteri tarafından 11 Mart 1985’te seçilen Gorbaçov, önceki liderler Yuri Andropov ve Konstantin Chernenko tarafından geliştirilen merkez çizginin değişmediğini belirterek şöyle dedi: “bu hat, ülkenin sosyo-ekonomik gelişimini hızlandırmayı, toplumun tüm alanlarını iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Bu, üretimin lojistik ve teknik tabanının, halkla ilişkiler sisteminin ve maddi durumun niteliksel olarak iyileştirilmesinin, insanların manevi refahının dönüşümü ile ilgilidir. Ekonomiyi yoğun kalkınma raylarına çevirmede belirleyici bir dönüş yapacağız. En gelişmiş bilimsel ve teknolojik pozisyonlara en kısa sürede ulaşmalıyız.” (Sakwa, 1999: 411).

Gorbaçov’un reformlarını uygulamak için bir takıma ihtiyacı vardı. Bu takımı Gorbaçov çoğunlukla gençlerden topladı. Politbüro üyesi olarak Yegor Ligachev, Merkez Komitesi Ekonomik Bölümü Başkanı olarak Nikolay Ryzhkov, KGB Başkanı olarak ise Viktor Chebrikov atandı. Anatoly Lukyanov Merkez Komitesinin Genel Bölümünün başkanı oldu. Buna ek olarak, hükümeti Valery Boldin, Vadim Medvedev, Georgy Shakhnazarov, Anatoly Chernyaev gibi kişiler temsil etti. En önemli gayri resmi üye ise Gorbaçov’un karısı Raisa Gorbaçov’du. Onun eylemleri daha sonra Gorbaçov’a karşı olumsuz bir tutum oluşturmada ana rollerden birini oynayacaktı. Gorbaçov’un takımındaki isimlerden biri Boris Yeltsin idi. Nisan 1985 yılında Boris Yeltsin, Sverdlovsk bölgenin ilk sekreteri, politbüro üyesi adayı, Yegor Ligachev’in önerisi üzerine Moskova’ya Gorbaçov tarafından çağrıldı ve İnşaat İşleri Sekreteri olarak atandı. Yeltsin, aynı yılın Aralık ayında Moskova Şehir Komitesinin başına getirildi. Dışişleri Bakanı olarak ise Gürcistan’ın KP Merkezi Komitesinin 1. Sekreteri Eduard Shevardnadze seçildi. Shevardnadze Rusçayı kötü konuşuyordu ve diplomatik deneyimi yoktu. Anlaşılan, Gorbaçov dış politikada önemli bir rol oynamak istiyordu. Gorbaçov takımını kurduktan sonra, Politbüro’yu muhafazakâr komünistlerden temizlemeye başladı. Temmuz 1985’te Grigory Romanov, Eylül ayında Nikolai Tikhonov ve aralık ayında Viktor Grishin görevinden alınarak emekli olmaya zorlandılar. 27 Eylül’de Nikolai Tikhonov’un yerine Başbakan Nikolai Ryzhkov (SSCB Bakanlar Kurulu Başkanı) atandı (Mccoli,2007: 403).

Gorbaçov’un ilk reformu

Gorbaçov, 1985’te Andropov ve Chernenko’nun oluşturduğu parti hattının devam edeceğini belirtse de bir süre sonra Sovyet devletinin temellerini zayıflatacak reformlara başladı. Reformların ilk yılı demokratikleşmek idi. Bunun için ön adımlar Şubat 1986’da XXVII. Parti Kongresinde atılmıştı. Ancak, bu adımlara karşı olan oldukça güçlü muhafazakâr komünistler vardı. Gorbaçov 27 Ocak 1987 tarihinde düzenlenen plenumda siyasi reformun ilk bakışta göründüğü kadar basit olmayacağını, sorunların kaynağının Sovyet tarihinin derinliklerinde yer aldığını vurguladı. Gorbaçov, demokratikleşme yönünde yapılan reformların henüz gerekli seviyeye ulaşmadığını kabul ediyordu. Gorbaçov yenilenmiş Leninizm’e inanıyordu. Ölümünden sonra görüşlerinin tamamen çarpıtıldığını söyleyerek Lenin’e atıfta bulunuyordu. Gorbaçov’un “geri çekilmemeli ve geri çekilmek için hiçbir yerimiz yok” ifadesi yeniden yapılanmanın gayri resmi sloganı oldu (Yanayev, 2009 :114).

Gorbaçov’un “geri çekilmemeli ve geri çekilmek için hiçbir yerimiz yok” ifadesi yeniden yapılanmanın gayri resmi sloganı oldu.

Onun bu fikirleri Sovyet halkından geniş destek aldı. Onun, “toplumda biriken sorunların beklenenden daha derin kökleri var. Bu nedenle, Nisan 1985 plenumundan önceki yıllarda parti ve Sovyet toplumunun karşılaştığı sorunların analizine geri dönmek, olumsuz süreçlerin nedenlerini araştırmak ve anlamak gerekir. Sosyalizmin teorik kavramları, toplumun tamamen farklı problemlerini çözdüğü 1930-1940’larda kalmıştır. Gelişmekte olan sosyalizm, onun itici güçlerinin diyalektiği derin bilimsel araştırma konusu olmamıştır. Lenin’in sosyalizm üzerine olan fikirleri basit bir şekilde yorumlandı, teorik derinliği ve önemi yavaş yavaş kayboldu. Komünizm hakkında yanlış bilgiler, sanrılar, soyut görüşler yayılmaya başladı. Yoldaşlar! Acil önlemlerle yeniden yapılanma ihtiyacının uygulanmasına başlamak gerekir. Sorunlarımızı ne kadar derinden incelersek, yeniden yapılanmanın daha geniş bir sosyo-politik ve tarihsel bağlamı olduğunu kavramak o kadar mümkün olur. Yeniden yapılanma, sadece önceki dönemin durgunluğunun ve muhafazakarlığının üstesinden gelmek ve hataları düzeltmek değil, aynı zamanda tarihsel olarak sınırlı, eski bir kamu kuruluşunun ve çalışma yöntemlerinin özelliklerini de ortadan kaldırmayı içerir. Bu, Sosyalizme, bilimsel ve teknolojik devrimin koşullarına ve ihtiyaçlarına, Sovyet toplumunun entelektüel ilerlemesine karşılık gelen en modern formları vermeyi içerir. Bu, toplumun devrimci yenilenmesinin nispeten uzun bir mantığa ve aşamalarına sahip bir süreçtir. Toplumun gelişiminin iki ana sorunu, yeniden yapılandırmanın kaderini belirler. Bu, tüm sosyal yaşamın demokratikleşmesi ve yerli ekonomik reformdur. Ülkede başlatılan radikal ekonomik reformun amacı, önümüzdeki iki ya da üç yıl içinde aşırı merkezi bir yönetim sisteminden demokratik bir sisteme geçiş sağlamaktır. Ekim 1917’de, eski Dünya’yı bir kez ve herkes için reddederek terk ettik. Yeni bir dünyaya, komünizm dünyasına doğru ilerliyoruz. Bu yoldan asla geri dönmeyeceğiz.” (Sakwa, 1999: 424-425).

Alkolizmle mücadele programı

Alkolizmle mücadele konusunda Nisan 1985’te Politbüro toplantısında Gorbaçov, içkinin tehlikeleri ve gelecek nesiller üzerindeki etkisi hakkında konuştu. Ona göre, alkollü içeceklerin üretimi keskin bir şekilde azaltılmalıydı. Bu bağlamda, Yegor Ligachev ve Mikhail Solomentsev’in liderliğinde bir komisyon oluşturuldu. Başbakan Ryzhkov bu kampanyanın ekonomiye büyük zarar vereceğini söylese de görüşü dikkate alınmadı. 7 Mayıs 1985 tarihli Merkez Komitesi kararı ile alkolizmle mücadele kampanyası resmen başladı. 16 Mayıs 1985 tarihli Yüksek Konsey Başkanlığı kararnamesine dayanarak, işyerinde alkolün tüketilmesi durumunda işletme ve tesislere 30 ila 50 ruble arasında bir para cezası belirlendi.

Ryzhkov, votka yerine şarap ve bira üretimini genişletmeyi teklif etti, ancak bu göz ardı edildi. Tüm alkollü içecek fabrikaları kapanmaya başladı. Ülkenin en iyi konyak üretildiği Ermenistan’daki üzüm bağları yok edildi. Ayrıca Kırım’da üretilen ve ekimi pahalı olan ünlü “Marsala” şarabının üretildiği yer de yok edildi. Ünlü şarap tüccarı Pavel Golodriga, Krasnodar’daki üzüm bağlarına karşı yapılan vandalizmden etkilenerek intihar etti. 1985 ve 1988 yılları arasında, üzüm bağlarının yaklaşık yüzde 30’u tamamen tahrip edilmişti. Anti-alkol kampanyası ülkede ev yapımı alkolü popüler yaptı. Mağazalarda şeker, domates salçası bulunamadı, her şey alkole dönüştürüldü. Yüzlerce insan ev yapımı votkadan zehirlenerek öldü. Durum, bazı insanların bir içki yerine kolonya kullandığı noktaya geldi. (Mccauley, 2007: 401).

1985’ten bu yana, SSCB’deki devlet kurumlarının zayıflaması, benzeri görülmemiş bir biçimde suçun artmasına yol açtı.

1985’ten bu yana, SSCB’deki devlet kurumlarının zayıflaması, benzeri görülmemiş bir biçimde suçun artmasına yol açtı. İçişleri Bakanlığı ülke çapında 3.000’den fazla suç grubu tespit etti. Ayrıca Gorbaçov’un anti-alkol kampanyası Rus mafyasını güçlendirdi. Bu alan mafya tarafından tekelleştirildi çünkü votka bulunamıyordu ve pahalıydı. Votka verilen özel yerler düzenlendi. Genellikle çay ve kahve servis edilen Moskova kafelerinde, votka çay bardaklarında satıldı. Gorbaçov’un bu adımı halk arasında büyük bir hoşnutsuzluğa neden oldu. Halk ona Minsek (maden sularının Genel Sekreteri) adını verdi. Bu kampanyanın bir sonucu olarak, bütçe ana gelir kaynaklarından birini kaybetti. 1985’te, devletin alkol tekelinden elde ettiği gelir, bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturuyordu. 1985-1988 yıllarında alkolizmle mücadele programının bir sonucu olarak gelir kaybı SSCB’ye 67 milyar rubleye mal oldu (Shumilov, 2008:503). 1985’te 45,5 milyar ruble olan bütçe açığı, 1988’te 93 milyar rubleye yükseldi.

Yolsuzlukla mücadele

Yolsuzluk, 1960’larda SSCB’de siyasi ve ekonomik kültürün bir parçası haline gelmişti. Hemen hemen her yetkili, pozisyonunu kişisel çıkarlar için kullandı. Gorbaçov’dan önce, yolsuzlukla mücadele önlemleri, kural olarak, siyasi muhalifleri ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirilirken bu kez, mücadele topyekûn yürütüldü.

Kampanyanın ilk hedefi SSCB Dışişleri Bakanlığı oldu. Japonya’daki SSCB Büyükelçiliği çalışanları, gençler için ilginç Japon ürünleri satın alarak konteynerlerle Moskova’ya gönderiyorlardı. Daha sonra bu mallar karaborsada şişirilmiş fiyatlarla satılıyordu. Diğer ülkelerden diplomatlar da aynı yollara başvurdular. Daha sonra, bu diplomatlar ülke dışında teknik ürünler satmaya başladı. KGB tüm bunları biliyordu, ancak önceki liderlerin bu konulara fazla önem göstermemesi nedeniyle tedbir alınmamıştı ve Gorbaçov’un iktidara gelmesiyle birlikte, birçok diplomat kovuldu ve tutuklandı. Tutuklular arasında Dış Ticaret Bakan Yardımcısı Vladimir Sushkov vardı. Sushkov, batı ülkelerinde makine ve ekipman alımlarından sorumluydu. Batı tedarikçilerinden rüşvet alma suçlamasıyla Lefortovo Hapishanesine gönderildi. Ayrıca KGB, Dış Ticaret Bakanı Nikolai Patolichev’in Japon istihbaratı arasındaki bağlantıları hakkında bilgiye sahipti. Patolichev Brejnev’in kadrosundandı, ancak Gorbaçov henüz yeni olduğu için tutuklanmasına izin vermedi. (Pihoya, 1998: 412).

Gorbaçov’dan önce, yolsuzlukla mücadele önlemleri, kural olarak, siyasi muhalifleri ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirilirken bu kez, mücadele topyekûn yürütüldü.

Brejnev’in sekreteri olan Gennady Brovin’in tutuklanması ise toplumda daha büyük bir rezonansa neden oldu. Onun yolsuzluğa bulaştığına dair kanıtlar basında yer aldı. Merkezi Komite binasında tutuklanan Brovin’e suçunu kabul etmezse yargılanmadan vurulacağı uyarısında bulundular. Benzer önlemler müttefik ülkelerde de uygulandı. Özbekistan, Azerbaycan ve Kazakistan’da pamuk skandalları patlak verdi. Pamuk toplama bilgileri sahte ve gerçeklikten çok uzaktı. Ocak 1988’de Özbekistan KP Merkez Komitesi 1. Sekreteri Inamkon Usmanhocayev yolsuzluk skandalı nedeniyle görevden alındı ve yerine Rafik Nishanov atandı. Inamkon Usmanhocayev 1989 yılında 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ülke lideri ilk kez yolsuzluk nedeniyle tutuklanıyordu. 1984’ten 1988’e kadar Özbekistan’da yaklaşık 58.000 çalışan işten çıkarıldı. Bu, Özbekistan’ın KP ve 3.000 polis memurunun dörtte üçünü içeriyordu (Mccauley, 2007:429). İçişleri Bakanı Vitaly Fedorchuk da bu program çerçevesinde görevden alındı.

Partinin XXVII. Kongresinden sonra, “Ogonyok” dergisinin editörü birkaç önde gelen parti figürünü yolsuzlukla suçladı. Bu zaten bardağı taşıran son damla oldu. Bundan önce, Sovyet liderleri sadece bazı ilçe parti sekreterlerini yolsuzluk gerekçeleri ile görevden alarak cezalandırırdı. Bu kez ise tüm iktidar elitleri cezalandırılıyordu. Önceki liderler, tüm müttefik ülkelerdeki yetkililere, Moskova’ya olan sadakatlerini ve itaatlerini güçlendirmek için onları parayla mükafatlandırırlardı. Şimdi ise bu elit kesim aşağılanmış halde hapse gönderiliyordu. Böylece, müttefik cumhuriyetler ve merkez arasındaki bağlantı zayıfladı (Pixoya, 1998:414-415).

1986’in sonunda, SSCB, o güne kadar hiç gözlemlenmemiş derecede milliyetçi eğilimler göstermeye başladı.


Dizinin devam yazısı için tıklayınız: SSCB Neden Dağıldı? – II

(Visited 1.527 times, 1 visits today)
Close