Written by 21:02 Dosya

Selman Saç, Fransa’da sol birlik NUPES’i değerlendirdi

NUPES halk birliğinin temel dinamikleri neydi? Parlamento seçimlerinde sol bir seçenek yaratabildi mi? Jean-Luc Mélenchon’un bu birlikteki rolü neydi ve seçim sonrasında verdiği mesajlar ne ifade ediyor?

NUPES’i var eden asıl motivasyon kısa süre önce solun cumhurbaşkanlığı seçimlerinde elde ettiği “trajik” sonuçtu. Çok küçük bir farkla ikinci tura kalamamış olma, uzlaşmaya kapalı aktörleri beklenmedik bir şekilde işbirliğine zorladı. Yoksa hem Mélenchon çok uzun süredir elit-parti düzeyinde bir ittifaka mesafe alıp farklı toplumsal grupları eklemleyen popülist bir hatta demir atmıştı hem de başta Sosyalist Parti olmak üzere diğer sol aktörlerin Mélenchon’a ve vaatlerine karşı derin kuşkuları vardı. Üstelik özellikle 1980 sonrasına damga vurmuş sosyalistler açısından Mélenchon’un liderliğini/öncülüğünü kabul etmek zorunda kalmak gibi “onur zedeleyici” bir durum söz konusuydu. Cumhurbaşkanlığı seçimleri bütün bu çelişkilerin uzlaşılmaz, çözülemez çelişkiler olmadığını gösterdi. Meclis seçimlerinin görece önemsiz görülmesi de bu güç birliğini kolaylaştırdı. Elbette Fransa politik tarihindeki 1936 Halk Cephesi ve Mitterrand’a 1981’de cumhurbaşkanlığını getiren başarılı sol birlik deneyimleri de bu itkiyi besledi.

Sol Birliğin hem solun yenilenmesi açısından hem de iktidara uzanmak, seçmenleri politik projelerine angaje etmek açısından önemli bir alternatif yarattığını düşünüyorum. Elbette bunun içinde göz ardı edilemeyecek belli zayıflıkları da barındırdığı şerhini düşerek… NUPES’i oluşturan aktörlerin zihinlerindeki asıl amacın meclisteki sol temsilci sayısını olabildiğince artırmak ve Macron’a mutlak çoğunluğu kaybettirmek olduğunu düşünüyorum. Şimdilik bu amaca ulaşmış görünüyorlar. Sonuçlara bakıldığında sol birlik (NUPES) bugün Fransa’nın ikinci büyük gücü konumunda. Seçim öncesi birlik üyelerinin toplam temsilci sayısı 58 iken (30 Sosyalist Parti, 17 Boyun Eğmeyen Fransa, 10 Komünistler, 1 Yeşiller), şu anki temsilci sayıları 131 (72 Boyun Eğmeyen Fransa, 24 Sosyalist Parti, 23 Yeşiller, 12 Komünist Parti). Dolayısıyla bu haliyle ölmekte olan ana akım sol (Sosyalist Parti) radikal popülist ve yeşil sol birlik aşısıyla yeniden hayat bulmuşa benziyor. Üstelik yoksul ve yoksullaşmakta olan halk katmanları için umut verici öneriler içeren güçlü bir programla…

Öte yandan bu sonuçlar sınırlı bir başarıdan söz etmemize imkân tanıyor. Zira NUPES, mutlak çoğunluğu, dolayısıyla başbakanlığı elde etme temel hedefinden uzak kaldı. Bu neticede, elbette temsili demokrasiye sırtını dönmüş özellikle %70’lerde sandığa gitmeyen genç seçmen belirleyici oldu. Ama en az bunun kadar önemli olan bir başka neden üzerine uzun uzadıya düşünüp dersler çıkarmak gerektiğini düşünüyorum. Netleştireyim: Yasama seçimleri 5 yıldır tanımlamaya çalıştığımız Macronculuk açısından turnusol görevi gördü. Sol Birliğin varlığına rağmen biraz Türkiye’yi hatırlatır şekilde seçimler Macron’la Mélenchon arasındaki nihai düelloymuş gibi algılandı. Bu durum günün sonunda merkez seçmeni olumsuz anlamda uyarırken solun daha fazla temsilci elde edememesine yol açtı. Ayrıca asıl çarpıcı olan bugün Macron’la özdeşleşen Fransız müesses nizamının radikal sol bir alternatif ihtimali karşısında nasıl tavır takınabileceğini net şekilde gösterdi. Macron’un bizzat seçim öncesinde sol birliği neredeyse aşırı sağla özdeşleştirmesinin yansıması olarak kendi seçmeni de NUPES’le aşırı sağın karşı karşıya geldiği yerlerde %70’ler düzeyinde sandığa gitmemeyi tercih etti. Dolayısıyla seçildiğinde aşırı sağı var eden öfkeyi dağıtıp Le Pen’i bitireceğini vadeden süper çocuk Macron, ekmeğini çokça yediği cumhuriyetçi cepheye ihanet ederken Macroncu adaylar ve seçmen de aşırı sağa karşı sol birliği desteklemeyi reddetti.

NUPES’in ortaya çıkma sürecinin yanı sıra kampanyasında hayat bulan vaatlere de baktığımızda bizzat Mélenchon’un damgasını taşıdığını rahatlıkla görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki vaatlerinin (nükleer gibi çekişmeli olan belli meselelerin ötelenmesiyle birlikte) neredeyse tamamına yakını Mélenchon’un parti programından devşirilmişti. Elbette kendisinin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde solun açık ara en başarılı adayı olmasının da doğal sonucuydu bu durum. Ancak Sol Birliğin programı Mélenchon’un damgasını taşıdığı ölçüde konvansiyonel Fransız solu için de bağımlısı olduğu patikadan çıkma, geleneksel çizgisinden sapma, ödün verme anlamına geliyordu. Tam da bu yüzden Hollande gibi parti kurmayları birliğe karşı çıktılar. Bu açıdan Fransız solunun hayatta kalmak için mecbur olduğu dönüşümün yarattığı-yaratacağı sancı, birliğin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi salınmaya devam edecek.

Mélenchon hem cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oy oranıyla birliği kuran bir figürdü hem de karakterinin diğer partilerde yarattığı antipati ya da korkuyla sonrasında birliğin geleceğine dair güvensizliğin temel sebebi. Seçimlerden birliğin güçlenerek çıkması, bu güç birliğinin iktidara yürüyecek şekilde enerji biriktirmeye devam etmesine dönük iradeyi besliyor. Yine de en büyük kazanan olan Mélenchon’un iştahının diğerlerinden fazla olduğu rahatlıkla görülüyor. Nitekim Melenchon seçim sonrası yaptığı açıklamalarda “bir an olsun yönetme ve ülkeyi başka bir ufka taşıma hırsımızdan vazgeçmeyeceğiz” diyerek birliğin devamına dönük arzusunu açıkça gösterdi. Ancak Mélenchon’un mecliste tek bir grup olma teklifinin birliğin diğer partileri tarafından reddedilmesi, her birinin kendi özgün pozisyonunu/kimliğini korumak istediğini de gösteriyor. Şimdilik birliği sürdürme yönünde bir iradenin varlığından söz ediyor olsak da yasama sürecinde başta dış politika ve nükleer enerji olmak üzere belli ayrışmalar yaşanacaktır. Üstelik iktidarın da bu fay hatlarını derinleştirmeye dönük yoğun çabasının olacağını da hesaba katarsak önlerindeki sınav daha da zorlaşacaktır. Bu olumsuz öngörüm gerçekleşirse NUPES deneyimi oldukça kısa süreli, geçici bir olgu olarak tarihteki yerini alacaktır. Zira seçime dönük kısa süreli ittifaklardan ziyade daha uzun erimli güç birliklerinin son kertede iktidara kapı aralayacağını düşünüyorum. NUPES önündeki zorlukları aşıp yoluna devam ederse 2027’de sol bir cumhurbaşkanını konuşuyor olacağız.

(Visited 60 times, 1 visits today)
Close