Written by 15:21 Çeviri

Lula: Bir Kurtarıcı mı Yoksa Mezarcı mı?

Nezih Kavaklı, Le Monde’da Bruno Meyerfeld imzasıyla yayımlanan “Lula, sauveur ou fossoyeur de la gauche et du Brésil?” başlıklı makaleyi çevirdi.

Bruno Meyerfeld

Makalenin Fransızca aslı 19 Kasım 2019 tarihinde Le Monde’un analiz sayfasında yayımlanmıştır.

“Bu ülkeyi kurtarmak”: Luiz Inacio Lula da Silva’nın kendisine biçtiği kaçınılmaz görev. Cezaevinden çok kısa bir zaman önce, 8 Kasım’da çıkan Brezilya’nın eski başkanı ne masum ne de seçilebilir olduğu halde hiç zaman kaybetmeden iktidardaki aşırı sağa ve Jair Bolsonaro’ya karşı muhalefetin başına geçti. Taraftarları ona, tatlı bir rüya, yaslanılacak bir istinat duvarıymışçasına inanıyorlar. Onlara göre Lula bir liderden daha fazlası: bir tutkunun vücut bulmuş hali…

Brezilya’nın kuzeydoğusunda yoksulların en yoksulları arasında doğan bu eski metalci; “dışlananların minyon babası” olduğu gibi “sevimli evlat” rolünü de elinde bulunduruyor. Keza kendisine takılan “Brezilya’nın oğlu” lakabı da – Apartheid sonrası Nelson Mandela ya da Üçüncü Cumhuriyet’in doğuşundaki Victor Hugo’nun imajı misali – Güney Amerika’nın bu sendeleyen demokrasisinin büyükbabası imgesini tasvir etmekteydi.

Arkadaşlarına, “bu ülkede sevgi kazanacak” diyen Lula, hapisten kin ya da intikam duygusu taşımaksızın çıktığını belirtiyor. Peki bu sözlere inanmalı mı? 74 yaşında, 8 yılı iktidarda olmak üzere 40 yıldır siyasette olan Lula yeniden geleceği temsil edebilir mi? Brezilya’nın kurtarıcısı olabilir mi? Geçmişten dersini aldı mı? Sorular birbirini takip ediyor ama kesin olan bir şey var ki Lula değişti. Olgunlaştı, kilo verdi, daha az gülüyor ve siyah giyiyor. Açıkça o artık ne “güler yüzlü başkan”, ne “Lulinha” (Lulacık anlamında bir küçültme eki, ç.n.) ne de cömert ve saflık derecesinde naif. O Lula cezaevinden aşağılanmış ve öfkeli, farklı bir adam olarak çıktı. Daha yetkin ve aynı zamanda daha karmaşık, daha fırtınalı ve eskisinden daha kuşkucu…

Solun lideri programında “kitap, istihdam, dağıtacağını, kültüre erişim imkanları (…) sunacağını” vaat ediyor. Ona inanmak gerekirse; ücret artışları, iyi bir sosyal yardım paketi ve tüketimin canlandırılması, uyuyan Brezilya’nın küllerinden yeniden doğması için yeterli olacaktır. Peki 2000’li yılların o güzel çorbasını ısıtmak için yeterli olacak mı?[1] Pek emin değilim. Bir şeyler “dağıtmak” hala mümkün mü? Borçlu, itibarsız, ekonomik çöküş sürecini uzatmakta olan Brezilya’nın kasası artık boş. Lula ve kurmayları, iktidara dönmeleri halinde ne güçlü bir büyüme ne de istikrarlı bir finans devralacaklar.

Bununla birlikte Lula gibi Brezilya da değişti. 2000’li yılların güveninden ve fikir birliğinden uzak olan İşçi Partisi iktidara geldiğinde, önceden itaatkar olan ancak bugün Jair Bolsonaro etrafında Roma mangaları misali[2] gruplanmış olan evanjelist lobilerin, kırsal kesimlerin, askerlerin kuvvetli “sistem”ine karşı dik durmak zorunda olduğunu görecek. Daha da kötüsü: nüfusun radikalleşmiş ve aşırı sağcı fikirlere kökten bağlı, solu “güvensizlik” ve “yolsuzlukla” eşanlamlı kabul ettikleri Lula ile özdeşleştiren önemli bir kısmını yönetmek olacak.

Aggiornamento [3]

Hiçbir şey kolay olmayacak üstelik muhalefet liderinin ilk açıklamalarını dinleyince ülkesinin içinden geçmekte olduğu ekonomik, siyasi ve özellikle de ahlaki krizin ulaştığı boyutları bildiğinden emin olmak zor. Ona göre bir zamanların entelektüel anlamda kudretli bir etkeni olan sendikaların, topraksızların, kızıl piskoposların ve üniversiteli entelektüellerin ittifakı olan İşçi Partisi, ciddi anlamda ‘düşünce’ye muhtaç ve bir programdan dahi yoksun. Siyasi çizgisi, büyük oranda Lula’nın peşinden gitmek şeklinde özetlenebilir.

Aşırı sağa karşı bir yenilenmeyi ve umudu canlandırmak için Brezilya solunun büyük bir içe bakışa ve bir aggiornamento’ya ihtiyacı var: bu neden yeni bir parti ve yeni yüzlerle olmasın? Her şeyden önce 2018 hezimetinin sebeplerini araştırarak ve iktidarda önce Lula sonra Dilma Rousseff ile geçen 14 yılı ortaya dökerek başlamak gerekiyor.

Çünkü birçok konuda gözardı edilemez ilerlemelere ve 40 milyon Brezilyalı’nın yoksulluktan kurtulmasına karşın Brezilya solunun, yapısal sorunları aşamadığını (ya da istemediğini mi demeliyiz) belirtmek gerekiyor. Ülke bu yapısal reformlara, diplomat ve akademisyen Alain Rouquié’nin sözleriyle ifade edersek “üçüncü bin yılını yaşamakta olan dünyanın ihtiyacı olan bu melez ve arabulucu büyük demokrasi”ye dönüşebilmek için gereksinim duymaktaydı.

Baş Döndüren Gerileme

Düşüncesizlikten ya da ihtiyattan olsa gerek sol henüz, eğitimin, çevrenin, polis teşkilatının, hastanelerin, siyasi kurumların ya da medyanın temel problemlerine yüklenmiş değil. Brezilya’nın zorba ve karanlık yüzünü şahsiyetinde somutlaştıran Bolsonaro’nun aksine Lula, sistemin en parlak ve en cömert yüzünü simgeliyor. Brezilya’yı iyileştirdi, evet, ama değiştiremedi. Büyük bolsonarist[4] gerileme ya da retrocesso[5] daha hoyrat ve daha kolay oldu.

Ülkenin içinden geçmekte olduğu bu baş döndüren gerileme, çok açık ki solun mirası. Ancak eylül ayında Curitiba’daki cezaevinde görüştüğümüzde Lula, “Neden özeleştiri yapalım? Hangi konuda?” diye tepki göstermişti ivedilikle. Fikrini değiştirmedi, bu konuda özgür. Fakat bu dişli siyasi canavarın geri dönüşü, kısa vadede, zayıflamış ve bölünmüş solun başına konan talih kuşu ise uzun vadede bir soruna hatta tehlike olabilir. Muhalefetin karizmatik lideri, içe dönük bir gözlemi engelleyerek ve bütün tartışmaları kendi kişiliği etrafında toplayarak kendi bloğunun yeniden inşasına ket vurabilir, yeni liderlerin ortaya çıkmasına engel olabilir ve hali hazırda ileri derecede kutuplaşmış ülkenin bu yapısını güçlendirebilir. Bu oyunun da tek bir kazananı olur: Brezilya’nın yaralarının acısından nasıl besleneceğini pekâlâ bilen Bolsonaro. Dolayısıyla uzun bir gecenin ortasına dalan Lula, bu üzgün Brezilya’nın kurtarıcısı olmaktan çok mezar kazıcısı olacaktır.


[1] Yazar, 2000’li yılların Brezilya’nın ekonomik büyümesi için elverişli iklimine atıf yapmaktadır. (ç.n.)

[2] Orijinal metinde Roma ordusunda askerlerin kalkanlarla oluşturduğu bir savunma pozisyonunu tanımlayan “tortue de Rome” (Roma kaplumbağası) tabiri kullanılmıştır. (ç.n.)

[3] Çağdaşlaşma, yenilenme anlamında gelen İtalyanca kökenli bir sözcük (ç.n.).

[4] Bolsonarocu, Bolsonaro’nun temsil ettiği siyaset. (ç.n.)

[5] Geri çekilme, geriye gidiş anlamına gelen İtalyanca sözcük. (ç.n.)

(Visited 141 times, 1 visits today)
Close