Written by 10:26 Makaleler

Abant Liberalleri

 “Yetmez ama Evet” son yılların bitmek bilmeyen tartışmalarının başında geliyor. Oysa aslında en az bu grup kadar tartışılması gereken bir grup daha var: Abant Liberalleri. Fethullahçı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın ön ayak olması ile başlayan bu toplantılar ve katılımcıları -yer yer kesişse de- Yetmez ama Evet liberallerinden biraz daha farklı, zira bu toplantılar ve çıktıları Türkiye’nin özellikle 2005-2013 arası siyasi atmosferinde bir “kullanışlı aptallık”tan öte bir trendi işaret ediyor. Bu trend günümüzde farklı formlarla karşımıza çıkmaya da devam ediyor.

Abant Toplantıları Nasıl Başladı?

Abant toplantılarını düzenleyen vakıf Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV) kendi internet sitesindeki tanımla “Dünyanın bugün büyük ihtiyaç duyduğu birlikte yaşama tecrübesinin yüzyıllar boyu ülkemizde yaşanmakta olduğu fikrinden hareketle, kültür ve inanç zenginliğimizin günümüze uyarlanarak dünyaya sunulmasına katkıda bulunmak amacıyla 1994 yılında kurulmuştur.” Çalışmalarını Abant Platformu, Kültürlerarası Diyalog Platformu (KADİP) ve Diyalog Avrasya Platformu (DA Platform) ile sürdüren vakıf; 1994 yılında belirli toplantılar, etkinlikler ve söyleşilerle aktivitelerine başladı.

GYV ilk toplantısını, kuruluşunu duyurmak amacıyla 29 Haziran 1994’te Dedeman Otel’de yaptı. Toplantıya katılanlar arasında dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Tansu Çiller, Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, Kasım Gülek ve Cem Karaca gibi isimler vardı. Vakfın onursal başkanı Fethullah Gülen de elbette toplantıda yaptığı konuşmayla önemli mesajlar verdi: “Bilhassa medyada cereyan eden laik-antilaik, demokratik-antidemokratik tartışmalarıyla toplum kamplara bölünmek istenmektedir bu hususta vakfın yumuşatıcı bir rol oynamasını temenni ediyorum.”[i]

Sonraki yıllarda da farklı şehirlerde farklı otellerde düzenlediği toplantılar, etkinlikler, bayramlaşmalar ve film gösterimleriyle giderek daha da aktifleşen GYV, toplumun farklı kesimlerinden birçok katılımcı buldu. Cemil Çiçek, İlhan Kesici, Burhan Kuzu, Cengiz Çandar, Yavuz Bülent Bakiler, Fehmi Koru, Şafak Pavey, Ali Şen, Adnan Polat, İhsan Kalkavan, Seda Sayan, İzzet Altınmeşe, Özcan Deniz, Erol Büyükburç gibi çok farklı alanlardan çok farklı kişilerin katıldığı bu toplantılarla medya görünürlüğü ve gerekli iletişim ağı sağlanarak Abant toplantılarının da temelleri atılmış oldu.

Abant Toplantıları

İlk toplantısını “İslam ve Laiklik” başlığıyla 16-19 Temmuz 1998’de yapan bu oluşumun temel amacını toplantıların vazgeçilmez ismi, ilk beş toplantının bilimsel koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Aydın şöyle açıklıyor: “Amacı belli: Ülkenin karşı karşıya bulunduğu problemlerden bir kısmını sivil bir zeminde, ilmi ve fikri bir çerçevede konuşmak, tartışmak, çözüm önerileri sunmak. (Birinci) Abant toplantısı sonuç bildirgesinin ilk cümlesinde de ifade edildiği gibi ‘Türkiye’nin din-devlet ilişkileri ve laiklik ekseninde düğümlenen derin bir bunalımın içinden geçtiği’ bir dönemde yapılıyordu. Amacı ise o “düğümün” yobazlığın, kısır ideolojik çekişmelerin ve dayatmaların dünyasından çıkarıp ilmin ve fikrin ışığında masaya yatırmaktı.” (GYVY 2000)

Abant toplantısı sonuç bildirgesinin ilk cümlesinde de ifade edildiği gibi ‘Türkiye’nin din-devlet ilişkileri ve laiklik ekseninde düğümlenen derin bir bunalımın içinden geçtiği’ bir dönemde yapılıyordu.

Toplantı konularını Türkiye’nin o dönemki problemlerine çözüm üretme odaklı seçen ekip, çoğunlukla laiklik, İslam, hoşgörü, çoğulculuk ve son zamanlarında Alevilik ve Kürtler gibi konularda tartışmalar yürüttü. Katılımcılar her sene değişmekle birlikte çok belirgin bir kemik kadrosu da vardı: Mehmet Aydın, Hüseyin Gülerce, Ali Bulaç, Mete Tunçay, Nevval Sevindi, Mustafa Armağan, Mehmet Altan, Cüneyt Ülsever, Naci Bostancı. Siyasetçilerden ise Cemil Çiçek ve Hüseyin Çelik bu toplantıları kaçırmayanlardan.

2010 ve 2012 Abant Toplantıları

Her ne kadar 1998-2016 arası tüm katılımcıları konuşmak gerekse de[ii] en çarpıcı konularda çok sayıda tanıdık isimle yapılan toplantılar, 2010 ve 2012 yıllarındaki toplantılar oldu. 2010 yılında gerçekleştirilen 22. Abant Toplantısı’nın konusu “Vesayet ve Demokrasi” idi. 12 Mayıs 2010’da referandum olacağı ilan edildikten tam bir ay sonra gerçekleşen bu toplantıdan sonuç olarak “Yetmez ama Evet” çıktı. Oturum başkanlıklarını Gültekin Avcı, Ahmet Turan Alkan, Ayhan Aktar ve Orhan Miroğlu’nun yaptığı toplantıda Mümtaz’er Türköne, Eser Karakaş, Hüseyin Gülerce, Bejan Matur, Cengiz Aydoğdu, Necdet Subaşı ve Yıldız Ramazanoğlu gibi katılımcılar da vardı.

2012 yılına geldiğimizde ise hem referandum hem seçim sonuçlarıyla gücünü ve etki alanını artırmış AKP-Fethullahçı iş birliğinin gölgesinde çok farklı alanlardan çok sayıda katılımcıyla çok büyük bir Abant toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının ana konusu “Yeni Anayasa’nın Çerçevesi” olarak belirlendi. Üç güne yayılan beş oturumun başlıkları, “Vatandaşlık ve kimlikler”, “Ana dilde eğitim”, “Üniter devlet-özerklik dengesinde yerel yönetimler”, “Yeni Anayasa’da Cumhurbaşkanının konumu” ve “İnanç özgürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı ve din dersleri” oldu.[iii] Bu toplantının özelliği CHP’nin ilk defa bir Abant Toplantısına temsilci göndermesiydi. Bu gelişme Fethullahçıların siyasetteki ve toplumdaki varlığının artık kanıksandığı ve değiştirilemez olarak görüldüğünün bir işareti olarak da algılandı. Katılımcı listesi de bu kabullenişi kanıtlar nitelikte: “CHP Genel Başkan Yrd. Erdoğan Toprak, CHP PM üyesi Muhammed Çakmak, BDP’den Altan Tan, Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kemal Burkay, DP eski lideri Süleyman Soylu, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez, Prof. Dr. Eser Karakaş, Prof. Dr. Fuat Keyman, Prof. Dr. Mustafa Koçak, Prof. Dr. Haluk Çeçen, Prof. Dr. Bekir Parlak, Prof. Osman Kaşıkçı, Today’s Zaman Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş, Aksiyon Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Korucu, Nazlı Ilıcak, Herkül Millas, Leyla İpekçi, Ümit Fırat, Ümit Kardaş, Belma Akçura, Oral Çalışlar, Ufuk Uras, Reha Çamuroğlu, Tarhan Erdem, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rober Koptaş, Apoyevmatini Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis, Yeni Anayasa Platformu üyesi Av. Mehmet Uçum, MAZLUMDER Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Vakıflar Meclisi Rum Cemaati üyesi Laki Vingas, Yüzleşme Derneği Başkanı Cafer Solgun, ve MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş.

Bu toplantının özelliği CHP’nin ilk defa bir Abant Toplantısına temsilci göndermesiydi. Bu gelişme Fethullahçıların siyasetteki ve toplumdaki varlığının artık kanıksandığı ve değiştirilemez olarak görüldüğünün bir işareti olarak da algılandı.

Elbette 2013 itibarıyla toplantıya katılım sadece Fethullahçı çevrelerle kısıtlı kalmaya başladı. Yıllarca katılmayarak bir duruş gösteren CHP’nin, 2012’de sadece bir yıl katılarak bu duruşunu bozması da haliyle kendisi açısından bir işe yaramadı. Toplantıdaki konuşmalarıyla toplumsal uzlaşı ve yeni bir anayasanın mutabakat yoluyla yapılmasını desteklediklerini söyleyen Toprak ve Çakmak[iv] aslında yeni iktidar ve kanaat bloğunun bir parçası olma yoluna girdi, ancak 2013 itibariyle bu blok dağıldı ve bu girişim de sonuçsuz kaldı. Fethullahçıların en güçlü olduğu dönemde bu toplantılarla “toplumsal uzlaşı”ya katkıda bulunduğunu iddia eden liberal ve sol liberal çevrelerin de günümüzde bunlar yaşanmamış gibi davranarak, hatta yer yer katılımlarını savunarak bugünkü “toplumsal mücadele”ye pek katkıları olmadığı aşikâr. Günümüzdeki gelişmelere baktığımızda bu durum aslında tarihin tekerrür etmesini nasıl engelleyebileceğimiz hakkında da fikir veriyor. Herhangi bir cemaatin gölgesinde yapılan bir iktidar yanlısı/muhalif etkinliğin veya örgütlülük halinin, öncelikli olarak ve nihayetinde toplumsal iyiliğe değil örgütün temel amaçlarına hizmet edeceği su götürmez bir gerçek.

Zamanında toplumsal iyiliği gözettiğini iddia ederek bu oluşumlara destek verenlerin ise günah çıkarmak istememesinin AKP sonrası dönemde kendilerine bir yer edinme amaçlı olduğunu düşünürsek bize de toplum olarak bazı görevler düşüyor. Bulundukları yerleri konjonktürel değerlendirerek duruşlarına meşruiyet kazandırmak isteyenlerin aynı hataları başka biçimlerde ve farklı aktörlerle tekrarlamayacağının garantisi yok. Bu hataların sonuçlarını, tek katalizör bu olmasa bile uygulamalara nasıl meşruiyet kazandırdığını ve nihayetinde rejimi, iktidarı ve siyaseti nasıl şekillendirdiğini gördük. Herkes hata yapabilir, ancak bu hataların bedelini toplum ödüyorsa hesap sorma hakkı da toplumdadır.


[i] Ünal, T. F. (2007). Din Toplum İlişkileri Bağlamında Abant Toplantıları (Master’s thesis, Sakarya Üniversitesi).

[ii] Katılımcı listesi ilginç olan bazı toplantılar:

1999: https://www.hurriyet.com.tr/ertugrul-ozkok-abant-platformundaki-unluler-39089857

2004: http://www.gazetevatan.com/abant-toplantilari-abd-ye-tasiniyor-24536-gundem/?f=mobil

2009: https://odatv4.com/siyaset/abant-platformunun-toplantisina-bu-sefer-kimler-katildi-1906091200-5710

2011: https://www.haberler.com/abant-platformu-12-haziran-secimlerini-masaya-2804877-haberi/

2013: https://odatv4.com/guncel/cemaat-hatirasi-1002131200-31301

[iii] https://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/abant-platformu-ne-tartisti-haberi-52624

[iv] https://www.sabah.com.tr/yazarlar/ovur/2012/03/10/abantin-surprizi-chp

(Visited 738 times, 1 visits today)
Close