Written by 07:00 Makaleler

Baas Partisi Tarihi I : Suriye’de Manda Dönemi ve Baas Partisinin Kuruluşu

Nezih Kavaklı yazdı.

Ortadoğu’nun 20. yüzyılına ve 21. yüzyılın geride bıraktığımız ilk 20 yılına damga vuran bir siyasi hareket olarak Baas, son on yıllarda Türkiye basınında ve akademisinde çok kez incelendi, yazıldı. Öyle ki Irak Savaşı’nda ve Suriye krizinin en sıcak günlerinde her haber bülteninde anılan “Baas rejimi”, “Baasçılık”, “Baas ideolojisi” gibi kavramlar gündelik hayatımızın bir parçası haline geldi. Bu süreçte propaganda saikli pek çok ileti sebebiyle gerçek dışı bilgiler ve iddialar da kayda geçti. Arap isyanlarının 10. yılında Baas Hareketini yeniden okumak ve anlamak amacıyla başladığım bu yazı dizisinde aslında, Suriye’de mevcut rejimin nasıl olup da 10 yıllık bir iç savaştan sağ çıktığını soruyorum. Baas Partisi’nin ideolojik ve örgütsel tarihinde bu sorumuzun cevaplarını bulabilecek miyiz, hep birlikte göreceğiz.

Fransız Mandası Altında Suriye

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda kurulan manda rejimleri, Milletler Cemiyeti Şartı’nın 22. maddesine göre dağılan imparatorluklardaki halkları bağımsızlığa hazırlamayı amaçlıyordu. Milletler Cemiyeti, gelişmiş devletlerin vesayeti altındaki bu halkların refahını ve gelişimini “medeniyetin kutsal bir görevi” olarak tanımlıyordu. Suriye’de Fransız idaresi de hukuken bu amacı takip etme yükümlülüğü bulunan bir manda rejimiydi. Bu yönüyle bir sömürge yönetiminden ayrışmaktaydı.[1]

Manda rejiminin kurulduğu 1922 yılında Fransa, Suriye’yi 4 idari bölgeye ayırmıştı: Büyük Lübnan, Halep, Şam ve Lazkiye merkezli Alevi bölgesi. Bununla birlikte Cebel-i Dürzü ve İskenderun Sancağı da özel statüde kabul edildi. Dinî, mezhepsel ve etnik yoğunluklar gözetilerek belirlenen bu yapı, doğası itibariyle yapay bir bölünme yaratmış ve 25 yıllık manda rejimi, Osmanlı döneminden miras kalan kimliksel fay hatlarını derinleştirmiştir.

Fransızların huzursuzlukları bastırma konusundaki başarısızlıkları ile sınıfsal ve dini bölünmeleri pekiştiren uygulamaları sonucunda çıkan ayaklanmalar, manda rejiminin başındaki yüksek komiserlerin sık sık değişmesine ve sürdürülebilir bir politika yürütülememesine yol açmıştır. Fransızlara karşı yerel düzeyde gerçekleşen pek çok ayaklanma Suriye’de milliyetçiliğin örgütlenme kapasitesini geliştirmiştir. 1928 yılında, bazı bölgelerde düzenlenen iki dereceli seçimlerin sonucunda toplanan kurucu Meclis de kısa süre içerisinde milliyetçilerin kontrolüne girerek Suriye topraklarını birleştiren parlamenter bir cumhuriyet öngören bir anayasa taslağı hazırlar. Manda idaresi bu proje karşısında Meclis’i dağıtmış ancak hazırlanan anayasayı küçük bir değişiklikle, sonuna tek bir madde ekleyerek ilan etmiştir: “Mevcut anayasanın hiçbir emri, Suriye hakkında Fransa tarafından akdedilen hükümlere karşı olamaz.” (Madde 116) [2]

Fransa, Suriye’de sömürgecilik pratiklerini pekiştirirken ironik bir biçimde Paris, Arap milliyetçilerinin entelektüel merkezi haline gelmişti.

Fransa, Suriye’de sömürgecilik pratiklerini pekiştirirken ironik bir biçimde Paris, Arap milliyetçilerinin entelektüel merkezi haline gelmişti. Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinde Arap milliyetçileri Osmanlılara karşı bu kentte örgütlenmiş, Arap gençleri Paris üniversitelerinde eğitim görmüştü. Bunlardan biri, Şam’da yaşayan geleneksel bir tüccar ailesinin henüz yirmili yaşlarındaki oğlu Mişel, Sorbonne Üniversitesi’nde tarih eğitimi görmüştü. İlk gençlik yıllarında İslam tarihine meraklı olan bu Ortodoks Hristiyan genç adam, üniversite yaşamında da Proudhon, Marx, Lenin, Nietzsche, Sorel, Bergson, Gide gibi Batı düşünürlerini okumuştu. Yine bu eğitimi sırasında kendisinden iki yaş küçük hemşerisi, Şamlı bir Sünni Müslüman olan Selahaddin’le tanıştı. Pek çok konuda ortaklaşan görüşleri, Fransa’da Arap Öğrenciler Birliği’nin kuruluşuyla başlayan bir siyasi yolculuğun da temelini hazırladı.

İki idealist genç Mişel Eflak ve Selahaddin el-Bitar, 1932 yılında Suriye’ye döndüklerinde, uluslarının kaderini değiştirecek büyük bir ülküyü paylaşmaktaydılar. Suriye’de on yıl sürecek öğretmenlik görevleri bu ülküyle başladı.[3]

Arap Milliyetçiliği Güçleniyor

Eflak, babasından etkilenerek erken yaşlarda milliyetçiliği benimsemişse de bu görüşlerinin bütün Arapları kapsayacak bir Arap milliyetçiliğine dönüşmesi Fransa’da olmuştur. Burada, belirttiğimiz gibi her ne kadar komünizmle de tanışmışsa da Eflak’ın komünizme olan sempatisi çok uzun sürmez. Kendisinin belirttiğine göre Fransız komünistlerinin güçlü ve cesur örgütlenmelerine duyduğu hayranlığın bir sonucu olan bu sempati, Fransa’da 1936’da Léon Blum hükümetinin kurulmasıyla hayal kırıklığına evrilmiştir.[4]

Hatay’ın Türkiye’ye katılmasıyla başlayan göçe katılanlardan biri, ileride Baas Partisi’nin isim babası olacak olan livai lakaplı düşünür Zeki Arsuzi’dir.

1939 yılı Suriye Arap milliyetçiliği için çok önemli bir olaya sahne olur. İskenderun Sancağı, Türkiye’ye katılır. Bu olayın ardından İskenderun’dan Halep, Lazkiye ve Şam gibi kentlere doğru bir göç hareketi yaşanır ve Sancak’ın kaybından sorumlu tutulan Fransızlara yönelik tepki artar. Bu göçe katılanlardan biri, ileride Baas Partisi’nin isim babası olacak olan livai lakaplı[5] düşünür Zeki Arsuzi’dir. Arsuzi ilkokulu Antakya’daki bir dini okulda, ortaokulu da Konya’da tamamlamıştır. Paris’te felsefe eğitimi görüp döndüğü ülkesinde Fransız mandasına karşıt görüşleri sebebiyle işten çıkarılan Arsuzi, “Liva” (Sancak) isimli bir gazete çıkarmaktadır.[6] Şam’a geçtikten sonra, önce Arap Milliyetçi Partisi’ni 1940 yılında da 6 öğrencisiyle El-Baas El-Arabi (Arap Uyanışı) grubunu kurar. Ancak kısa süre sonra Arsuzi Şam’dan sürülür ve grup dağılır.

Zeki Arsuzi

Bu sırada İkinci Dünya Savaşı kıta Avrupasını kasıp kavurmaktadır. 1940 yılında Fransa’nın Almanya’ya işbirlikçi Vichy hükümeti, diğer Fransız sömürgelerinde olduğu gibi Suriye’de de idareyi devralır. Halk kötü ekonomik şartlar karşısında greve gider.[7] Bu dönemde Arap milliyetçileri arasında Müttefiklere karşı Mihver devletleriyle gizli ve açık işbirliği yapma eğilimi öne çıkar. Irak’ta İngiliz mandasına karşı ayaklanan Reşid Ali Geylani öncülüğündeki kuvvetler bir süreliğine Bağdat’ın kontrolünü ele geçirince Mişel Eflak ve arkadaşları Suriye için de zamanın geldiğini düşünürler; ancak yeterli güçleri yoktur ve Suriye’deki Arap milliyetçileri bölünmüş bir yapıdadır.

1941 yılında, teslimiyetçi Vichy hükümetine karşın savaşa devam etme iradesi gösteren General de Gaulle adına Suriye yönetimini devralan General Catroux’nun açıklamasıyla Suriye’de ve Lübnan’da yeni bir sayfa açılır: “Suriyeliler ve Lübnanlılar! Manda rejimini kaldırarak özgürlüğünüzü ve bağımsızlığınızı ilan ediyorum!”[8]

Ancak Suriye milliyetçileri için bağımsızlık o kadar kolay ulaşılabilecek bir hedef değildir. Milliyetçiler ile General de Gaulle arasında yürütülen müzakarelerde 1943 yılında genel seçimlerin yapılmasına karar verilir. Bunun üzerine halihazırda müfredata muhalif bir tutum içerisinde olan Eflak ve Bitar öğretmenlikten istifa ederek siyasi faaliyetlerini yoğunlaştırırlar. Mişel Eflak’ın Arap ulusal değerlerine sıkça atıf yapan konuşmaları özellikle gençler arasında karşılık bulur. Mevcut hiçbir siyasi partiyle uzlaşmayan Eflak ve Bitar, seçim sürecinde yayımladıkları bir bildiriyle bu zamana kadar kullandıkları Arap İhya Hareketi yerine ilk kez Arsuzi tarafından kullanılan Arap Uyanışı (Baas) imzasını kullanırlar. Bu bildiriden bir ay sonra “Sonsuza dek Tek Arap Ulusu” sloganını benimsediklerinde takvimler, Türkiye siyasi tarihi açısından da çok önemli bir tarih olan 24 Temmuz’u göstermektedir.[9] Bu tarih Suriye’de Baas hareketinin fiilen kurulduğu tarihtir.[10]

Mevcut hiçbir siyasi partiyle uzlaşmayan Eflak ve Bitar, seçim sürecinde yayımladıkları bir bildiride, daha önce ilk kez Arsuzi tarafından kullanılan Arap Uyanışı (Baas) imzasını kullanırlar.

1943 seçimlerinde büyük toprak sahiplerinin ve kentli sanayicilerin çıkarlarını temsil eden[11] milliyetçi Şükrü El Kuvvetli liderliğindeki Ulusal Cephe zaferle çıkar. Şam’da bağımsız aday olan Mişel Eflak yalnızca 245 oy alabilmiştir. Baas hareketi bu seçimlerde, Şam’la sınırlı olan örgütlenmesini taşraya genişletme gerekliliği ile yüzleşir.[12]

İkinci Dünya Savaşı’nın ikinci safhasında mandalarındaki nüfuzu tehdit altında olan Fransa için işler 1943 seçimleriyle iyice zorlaşmıştır. Ulusal Cephe’yle bağımsızlık için müzakareler yürütülürken Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri 1944 yılında Suriye’nin bağımsızlığını tanır.

Bağımsızlık için daha radikal bir politikayı savunan Baas muhalefetinin iki numaralı lideri Selahaddin Bitar, Deyrizor’a sürülür. Müzakarelerin kesilmesini isteyen Baas, “ulusal cihat” ilan eder halkı genel greve çağırır. Fransız birlikleri ile Suriye milliyetçileri arasında gerilim patlama noktasına gelmiştir. 29 Mayıs 1945’te Fransız birlikleri 36 saat boyunca Şam’ı bombalayarak ipleri koparır. Aslında bu Suriye’deki Fransız çekilişinin de başlangıcı olur. Uluslararası baskının da artmasıyla, 17 Nisan 1946’da son yabancı asker de Suriye’yi terk eder.[13]

Bağımsızlık sürecinde bildiriler, toplantılar ve taşraya yönelik örgütlenme faaliyetleriyle adım adım güçlenen Baas Hareketi de resmi anlamda partileşme çalışmalarını hızlandırmıştır. Lazkiye’de Zeki Arsuzi’nin halefi konumunda aynı isimle faaliyet gösteren Vehib Ganim’in de ikna edilmesiyle iki hareket birleşir.[14] Arap Baas Partisi, 4-6 Nisan 1947’de Şam’daki bir kahvehanede kurucu kongresini gerçekleştirir. Pan-arabist bir misyonla “Sonsuza Dek Tek Arap Ulusu” sloganı altında toplanan bu kongrede partinin genel sekreterliğine Mişel Eflak seçilir.

Selahaddin el-Bitar

Kapak Fotoğrafı: Mişel Eflak, 1930’lar

[1] Pierre Guingamp, Hafez El Assad et le parti Baath en Syrie, L’Harmattan, 1996, s.38.

[2] https://mjp.univ-perp.fr/constit/sy1930.htm

[3] Doğan Şentürk, “Suriye Baas Partisi ve Birleşik Arap Cumhuriyeti”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2002, s. 33.

[4] A.g.m., s. 34.

[5] Lazkiye asıllı Nusayri bir ailenin çocuğu olan Zeki Arsuzi ilkokulu Antakya’da dini bir okulda, ortaokulu Konya’da tamamlamıştır.
https://www.indyturk.com/node/268131/d%C3%BCnyadan-sesler/baas-partisini-irak-ve-suriye%E2%80%99deki-yolda%C5%9Flar%C4%B1-yok-etti

[6] Pierre Guingamp, Hafez El Assad et le parti Baath en Syrie, L’Harmattan, 1996, s.42.

[7] Manda idaresi öfkeyi yatıştırmak için seçim düzenleyeceğini açıklayınca manda karşıtı milliyetçi siyasetçi Şükrü Kuvvetli grevi sonlandıracak, Mişel Eflak ve çevresinin oluşturduğu Arap İhya Hareketi de Kuvvetli’yi yenilgiyi kabul etmekle suçlayacaktır.
A.g.e., s.43.

[8] “Syriens et Libanais! (…) J’abolis le Mandat et je vous proclame libres et indépendants. (…) Vous pourrez soit vous constituer en deux Etats distincts, soit vous rassembler en un seul Etat.”
A.g.e., s.44.

[9] A.g.e., s.44, 47.

[10] Baas’ın kuruluşu konusunda tarihçiler arasında çelişkili görüşler bulunmaktadır. Bu noktada Arsuzi’nin Baas grubunun kuruluğu 1941, Eflak ve Bitar’ın hareketinin dönüm noktası 1943, Arap Baas Partisi’nin kağıt üzerinde kurulduğu 1945 ve kuruluş kongresini gerçekleştirdiği 1947 olmak üzere dört ayrı tarih söz konusudur.
Erdal İnce, “Suriye’de Baas Rejiminin Kuruluşu ve Türkiye”, Tarih ve Günce: Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi, 2017 Yaz, s.272.

[11] Muhittin Ataman, “Suriye’de İktidar Mücadelesi, Baas Rejimi, Toplumsal Talepler ve Uluslararası Toplum”, SETA, 2012, s.8.
Pierre Guingamp, Hafez El Assad et le parti Baath en Syrie, L’Harmattan, 1996, s.47.

[12] Pierre Guingamp, Hafez El Assad et le parti Baath en Syrie, L’Harmattan, 1996, s.47.

[13] A.g.e., s.48.

[14] A.g.e., s.52.

(Visited 208 times, 1 visits today)
Close